Futbol günümüzde dünya çapında en çok takip edilen birinci
spor. Bazı insanların takımları günlük hayatlarının bir parçası oluyor. Bu
gruba ben de dahilim. Bugün kaleme alacağım yazı benim için çok önemli.
Yıllardır bulunduğum her ortamda dile getirdiğim ve sürekli savunduğum bu
düşüncemi bugün yazıya dökmek istiyorum.
Futbol, yakın tarihte 19. yüzyılın başlarında İngiltere'de
oynanmaya başladı. İlk futbol kulübü, 1857 yılında Yorkshire'da kurulan
Sheffield FC oldu. Günümüz futbol kurallarını belirleyen en büyük adım ise 1863
yılında İngiltere'de kurulan Futbol Birliği oldu.
Günümüzde dünyanın gelmiş geçmiş en büyük kulübü olarak tüm
otoritelerin gösterdiği İspanyol kulübü Real Madrid olsa da, herkesin
"futbolun beşiği" dediği futbol kültürlerinin herkes tarafından
hayranlıkla izlendiği İngiltere'nin futbol kültüründen bahsetmek istiyorum.
İngiltere'de profesyonel futbol liglerinde toplam 116 takım bulunmaktadır. Bu
116 takımın taraftarları bulundukları bölgenin taraftarlarıdır. Bir
Birmingham'lı asla Liverpool'u veya Arsenal'i desteklemez. Birmingham'da ya
Aston Villa'yı desteklerler ya da Birmingham FC'yi desteklerler. Hatta daha uç
bir örnek vermek gerekirse, Londra'nın kuzeyinde sadece Arsenal ve Tottenham
tutulur, kimse diğer Londra takımlarını tutmaz çünkü Arsenal ve Tottenham kuzey
Londra'nın takımlarıdır. Bugün İngiltere'ye gidin, Sunderland şehrinde birine
hangi takımı tuttuğunu sorarsanız, size tuhaf bakışlar atacaktır. Tabii ki siz, ülkemizin futbol kültüründen dolayı Manchester
City ya da Liverpool cevabını bekleyeceksiniz.
Gelelim ülkemizin futbol
kültürüne. Bir lig düşünün, 20 takım var. Bir ülke düşünün, 81 ili ve 84 milyon
nüfusu var. Evet, bahsettiğim ülke bizim ülkemiz Türkiye. Bir de şu açıdan
bakın, 81 ilin 84 milyon vatandaşı, ülke sadece bir ilin 3 takımını tutuyor.
Bunlar Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş. 1959-1960 yılından itibaren Türkiye
Profesyonel Futbol Ligi oynanıyor, 65 yıldır kupa sadece 7 yıl İstanbul dışına
çıktı. Yani 58 yıldır kupa İstanbul'da. Böyle bir durum, futbolun ülkede
rekabete girmesini imkansıza yakın duruma getiriyor. 81 ilin desteğini alan bu üç takım
karşısında diğer şehir takımlarının şampiyonluk için mücadele etmesi neredeyse imkansız, zaten geçmiş
istatistikler bunu söylüyor.
Kişi özelinde ise, mantığımın almadığı konu şu: İzmir'de çok
Fenerbahçeli, Galatasaraylı ve Beşiktaşlı arkadaşlarım var. Bazıları aşırı
fanatikler, bazıları takımları için ağlıyorlar bile. Ama çoğu takımlarının
maçını izlemeye stadyuma hiç gitmemişler. Yıllar önce bir Galatasaraylı
arkadaşım ateşli bir şekilde Galatasaray'ı savunurken, ona stadyumunuz hangi
ilçede diye sordum. Bana cevap bile veremedi. Bugün İstanbul takımı tutan
arkadaşlarınıza bu soruyu sorun, çoğu cevap veremeyecektir. Sistem halkı
televizyondan maç izleyip taraftar olmaya alıştırdı. Futbol kültürü şudur:
Sabah uyanırsınız, gün içinde formanızı giyer, atkınızı takarsınız, maçtan 2
saat önce stadyumun yakınında takılırsınız, maçınızı izlersiniz, maçtan sonra duruma göre
aktivitelere devam eder, duruma göre evinize dönersiniz. Ülkenin ikinci en
büyük sıkıntısı bu son on yılda çok fazla türemeye başladı: Hem İstanbul takımı
tutuyorum, hem şehir takımımı tutuyorum; hem Galatasaraylıyım, hem
Göztepeliyim; hem Fenerbahçeliyim, hem Altaylıyım; hem Beşiktaşlıyım, hem
Karşıyakalıyım. Bu düşünceyi bırakın, İngiltere'de dile getirmeyi, başka bir ülkede dile
getirseniz bile karşınızdaki kişi veya kişiler kahkaha atacaktır. Sadece bir tane takım
tutulur, iki takım tutmak bizim yanlış kültürümüzün bir parçasıdır.
Türkiye futbol kültüründe sadece televizyonda 90 dakika maç
izlemek var. Türkiye'de futbolun durumunu eleştirmek kolaydır. Ancak gerçek
sorun, futbolun sadece bir televizyon etkinliği olarak algılanmasıdır. Asıl
futbol kültürü, sokaklarda, stadyumlarda ve kalplerimizde yaşar. Bu kültürü
canlı tutmak, futbolun gerçek ruhunu yeniden keşfetmekle mümkündür. Ülkede
futbol kültürü böyleyken, kimse neden İngiltere gibi değiliz, neden ülkemizde
futbol bu durumda demesin.
ONUR UZUNOĞLU - 27.05.2024
Yorumlar
Yorum Gönder