CUMHUR İTTİFAKININ ROTASI



Uzun bir aradan sonra tüm okurlarıma merhabalar. Profesyonel olarak kariyerime odaklandığım işimin yaz sezonunda yoğunlaşması ve oğlumun okulunun yaz tatiline girmesi nedeniyle ona daha fazla vakit ayırmak amacıyla blog yazılarıma bir süre ara vermiştim. Ancak, yeni yılın ilk günlerinde yazılarımı tekrar yazmaya karar verdim ve bu karar beni oldukça heyecanlandırdı.

Ara verdiğim dönemde, Türk siyasi arenasında dikkat çekici ve bir o kadar da tartışmalı gelişmeler yaşandı. Özellikle, 22 Ekim 2024 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın ortağı Devlet Bahçeli’nin parti grup konuşmasında yaptığı açıklamalar, deyim yerindeyse Türkiye’de herkesi şaşkına çevirdi. Bahçeli’nin, PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik olarak, örgütü lağvetmesi koşuluyla "umut hakkı için başvurması ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Dem Parti grubunda konuşma yapması" çağrısında bulunması, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Türkiye’nin en aşırı sağcı ve Türk-İslam sentezini savunan ülkücü hareketin köklerinin bulunduğu bir partinin liderinin böyle bir açıklama yapması, Türk siyasi hayatının önümüzdeki günlerde oldukça hareketli ve tempolu geçeceğine dair güçlü bir işaret verdi. Ancak, bu yazımın konusu bu açıklamanın güncel değerlendirmesi değil; yakın tarihten bugüne yaşanan seçim süreçlerini ele alarak kaleme aldığım bir analiz niteliği taşıyor. Şimdi, hep birlikte zamanda kısa bir yolculuk yaparak 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dönelim.

2023 seçimleri sırasında Millet İttifakı’nın halk nezdinde etkili olabilecek iki ana kozu bulunuyordu: Ekonomik kriz ve mülteci sorunu. 2018 seçimlerinden 2023’e kadar Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP), savunma sanayii ve yerli otomobil TOGG’un tanıtımı dışında halkın günlük yaşamını etkileyen somut bir başarı elde edememesi, partiyi zor bir duruma sokmuştu. Ekonomideki derin kriz ve kontrolsüz mülteci akını gibi meseleler, 2002 yılından bu yana iktidarını sürdüren AKP için ciddi tehditler oluşturuyordu.

Bu durum karşısında AKP ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, stratejilerini gözden geçirerek toplumun en hassas noktasına, terör konusuna odaklanmaya karar verdi. Terör, özellikle PKK’nın kuruluşundan bu yana birçok vatandaşı derinden yaralayan, aileleri yasa boğan ve ağır toplumsal tahribatlara yol açan bir meseleydi.

Seçim kampanyası boyunca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hemen hemen her mitinginde “Eğer bunlar iktidara gelirse, İmralı’daki terörist Abdullah Öcalan’ı serbest bırakacaklar” şeklinde sert bir propaganda yürüttü. Bu söylem, özellikle Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde ciddi bir karşılık buldu ve halkın tercihlerinde etkili oldu. Sonuç olarak, Recep Tayyip Erdoğan yeniden Cumhurbaşkanı seçildi.

Hatta bu propaganda o kadar ileri bir noktaya taşındı ki, Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu terör örgütüyle ilişkilendiren montaj videolar bile kullanıldı. Bu tür manipülatif kampanya yöntemlerini doğru bulmadığım gibi burada açıkça tanımlamayı da uygun bulmuyorum.

Bugün geldiğimiz noktada, Cumhur İttifakı’nın seçimleri kazanmak için kullandığı “Muhalefet iktidara gelirse Öcalan’ı serbest bırakacak” propagandasının, şimdi bizzat ittifak liderlerinden birinin ağzından, direkt serbest bırakmak olmasa da tartışmaya açılması, Cumhur İttifakı seçmenlerinin bu konuda 2023 seçimlerinde yürütülen kampanyayı hatırlayıp mevcut durumu değerlendirmesini sağlayabilir. Ancak Türk seçmeninin siyasi tercihlerini değiştirme konusunda oldukça muhafazakâr olduğunu, bunun sadece AKP-MHP seçmeni için değil, CHP seçmeni için de geçerli olduğunu unutmamak gerekiyor.

Sonuç olarak, Türk siyaseti ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin belki de en türbülanslı dönemlerinden birine girmek üzereyiz.

Her şeyin ülkemiz için güzel olmasını dilerim.

ONUR UZUNOĞLU

09.01.2025

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EĞER OLURSA

AK MODA

SOYDAŞLAR?