TÜSİAD

 Herkese merhabalar.

İktidarın, yani partili cumhurbaşkanlığı rejiminin, son günlerde reflekslerini stresli ve gergin bir şekilde; kendinden olmayan, kendisi gibi düşünmeyen gerek muhalefet partilerine gerekse sivil toplum örgütlerine karşı sert bir şekilde kullandığına tanık oluyoruz. Ben, gerek arkadaş çevremde gerekse bulunduğum ortamlarda siyasi ve diğer görüşlerimi belirtirken, tek bir partiye ya da ideolojiye saplanmadan tüm doğruları ve yanlışları izah eden bir değerlendirme ve anlatıya sahibim. Bu düşüncemi, geçmiş yazılarımı okuyarak da görebilirsiniz. Benim siyasi görüşüm, hatta daha ötesinde ideolojim, liberal demokrasidir. Tabii ki bunu evrensel bir görüş olarak düşüncemde sürdürüyorum. Hukukun üstün olduğu, kuvvetler ayrılığının baskın olduğu bir ideoloji; Ortadoğu ve Doğu Bloğu ülkelerinde uygulanması maalesef pek mümkün değildir.

Bu yazımı, TÜSİAD'ın geçmişini, hacmini, Türkiye Cumhuriyeti hazinesine ve ülkenin iç ve dış ticaretine katkısını uzun uzun yazıp yazımı boğmak istemiyorum. Tüm veriler TÜSİAD'ın resmi web sitesinde mevcuttur.

TÜSİAD olayında, 13 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirilen TÜSİAD Olağan Genel Kurulu'nda, Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Arif Aras, hükümetin ekonomi politikalarını ve yargı süreçlerini eleştiren ifadeler kullanmışlardır. Bu eleştiriler arasında, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması, siyasi parti liderlerine yönelik soruşturmalar ve adalet sistemindeki sorunlardan bahsedilmiştir. TÜSİAD'ın bu eleştirisi, kendi menfaatleri için değil; ülkenin içinde bulunduğu durumun yanlış politikalar sonucu oluştuğuna ve böyle devam ederse Türkiye'ye artık hiç yabancı yatırımcının gelmeyeceğine, hatta Türkiye'deki yabancı şirketlerin de hızla fabrikalarını Romanya, Mısır gibi ülkelere taşıyacağına dikkat çekmek içindir. TÜSİAD'ın bu talebi, ülke adına kalkınmacı ve demokrasi adına da büyük bir kazanç sağlayacaktır.

Fakat durum, iktidar tarafından hiç de öyle anlaşılmadı. Daha doğrusu, "Bizi eleştiren, bizden olmayan, farklı görüşte olan haindir. Bizim gibi düşünmeyen, bu ülkenin kötülüğünü ister." zihniyeti harekete geçti. Konuşmanın ardından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ömer Arif Aras ve Orhan Turan hakkında "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" ve "gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayma" suçlamalarıyla resen soruşturma başlattı.

Bu durumu dünden bu yana ciddi ciddi düşünüyorum, aklım almıyor. Hatta TÜSİAD Başkanı Orhan Turan'ı dün televizyonlarda koluna giren iki polisle görünce (ki o imaj, 'Bize karşı olursanız sonunuz böyle olur.' imajıdır), gerçekten kanım çekildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 19 Şubat 2025 tarihinde yaptığı konuşmada, TÜSİAD'ın açıklamalarını sert bir dille eleştirerek, bu tür açıklamaların "haddini aştığını" ve "provokasyon" niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Erdoğan, TÜSİAD'ın geçmişte siyaseti dizayn etmeye çalıştığını ve bu dönemin sona erdiğini vurguladı. Zaten bahsettiğim gözaltı olayları da bu konuşmadan saatler sonra yaşandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dünkü konuşmasında en anlamadığım konu ise "Ey TÜSİAD, şu deprem afetinde siz ne yaptınız? Acaba siz AFAD'ın yanında ne kadar destek verdiniz?" demesiydi. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, toplanan deprem vergilerinin yüzde kaçının TÜSİAD üyelerinden sağlandığını kurmaylarına tespit ettirmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira deprem ve doğal afetlerde devletin görevi, topladığı vergilerle bu gibi durumlarda olaya müdahale etmektir. Özel sektörün deprem anında müdahalede bulunma gibi bir zorunluluğu yoktur. Özel sektör, vergilerini vererek bu konudaki görevini yerine getirmiştir. Kaldı ki TÜSİAD, 6 Şubat depremi sonrası hemen "TÜSİAD Deprem Destek Ağı"nı kurmuş ve bölgede ciddi yardımlarda bulunmuştur.

Ülkemizin ekonomik olarak son derece zor günlerden geçtiği bu dönemde, gerek ülkenin iş insanlarını, en önemlisi de dışarıdan gelme ihtimali olan yabancı yatırımcıları, bu gibi hareketlerle vazgeçirmek ve güveni sıfırlamak; ülke ekonomisi adına 2002 yılından bu yana yapılan en zararlı davranışlardan biridir.

Bir gün, evrensel iktisadi değerlerin ve ifade özgürlüğünün kuvvetli olduğu günlere kavuşmak dileğiyle...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

EĞER OLURSA

AK MODA

SOYDAŞLAR?