SİZİN YANINIZDA HAİN, BİZİM YANIMIZDA DOST
Takvim yaprakları 2022 yılının son aylarını gösteriyordu. Türkiye Cumhuriyeti, AKP döneminde, muhalefetin kazanma ihtimalinin en yüksek olduğu, belki de en ciddi seçime doğru ilerliyordu. 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra geçen beş yıl boyunca Recep Tayyip Erdoğan, özellikle ekonomi başta olmak üzere verdiği seçim vaatlerinin tamamını yerine getirmediği gibi, mevcut durumu çok daha kötü bir noktaya getirmişti.
Atom bombası etkisiyle patlayan döviz kuru, durdurulamayan enflasyon, sınır güvenliğindeki sorunlar, kontrolsüz mülteci akışı, konut ve araç fiyatlarındaki, kiralardaki akıl almaz artışlar… Tüm bunların faturası AKP'ye kesilmek üzereydi. 2023 yılına girildiğinde seçimlere sadece birkaç ay kalmıştı. AKP ise seçmeni ekonomi ya da sosyal politikalarla değil, farklı bir argümanla etkilemeye çalıştı ve yeni bir propaganda yöntemi geliştirdi. Bu defa vaatlerinden çok, Millet İttifakı’nı hedef alan bir söylemle yola çıktılar. Bu söylemin adı “CHPKK” propagandasıydı.
Seçim meydanlarında Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kandil’de çekilmiş montaj videoları bile yayınlandı. "CHP seçilirse İmralı’daki caniyi serbest bırakacaklar, toprak kaybına bile uğrayacağız" denildi. "Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde elektrik sayaçlarını bile PKK okuyacak" gibi absürt iddialar ortaya atıldı. Koltuklarını kaybetmemek için her türlü bel altı vuruş yapıldı. Seçim süreci boyunca AKP, bu propagandayı sistemli şekilde sürdürdü.
Sonuç olarak, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı, Sinan Oğan’ın ikinci turda tarafını değiştirmesi gibi faktörlerin de etkisiyle, CHP tarafından kazanılabilecek bir seçim kaybedildi. Seçim zaferinden sonra birçok AKP’li, gerek seçmen gerek parti yöneticileri ve ana kademe, “Oh, vatan elimizde kaldı” gibi söylemlerde bulundu. Bir seçim kampanyası, CHP’ye oy verenleri teröristlere destek vermekle suçlayarak yürütüldü.
Şimdi ise günümüze gelelim. Kısa bir süre önce, Devlet Bahçeli partisinin grup konuşmasında, “Apo gelsin, gerekirse Meclis’te konuşsun, yeter ki silah bıraksınlar” dedi. Bu açıklama ülkede adeta şok etkisi yarattı. Ardından DEM Parti ile görüşmelerin “dostane” çizgide sürdüğü bildirildi. DEM Parti heyetinin İmralı Adası’na görüşme ziyaretleri başladı. Son olarak terörist başı Abdullah Öcalan’ın yayınlanan videosuyla PKK'nın silah bırakma kararı aldığı açıklandı.
Bize yansıyan tarafı bu şekilde. Ancak arka planda AKP ile DEM Parti arasında bir anlaşma mı yapıldı, yoksa karşılıklı tavizler mi verildi, bunu ilerleyen günlerde göreceğiz. Yıllarca HDP’yi, günümüzdeki adıyla DEM Parti’yi “terörist” ve “PKK'nın Meclis'teki uzantısı” olarak tanımlayan AKP, bugün bu oluşumla nasıl “vatan uğruna” bir uzlaşıya gitmiştir? Ne kadar güven duymuştur? Yoksa bu, karşılıklı siyasi çıkarlar doğrultusunda bir birliktelik midir? Bunu zaman gösterecek.
2023 yılında, “CHP, YSP (HDP) ile bir olacak, sonunda İmralı çıkacak, vatan bölünecek, teröristlere teslim olunacak” diyen, “CHP eşittir YSP (HDP), yani PKK” propagandasını yayan tüm AKP’lilerin, CHP seçmeninden ciddi bir özür dilemesi gerekiyor.
Yorumlar
Yorum Gönder