Kayıtlar

CHP'NİN KOMİSYONDA NE İŞİ VAR

Cumhuriyet Halk Partisi, geçtiğimiz günlerde birçok kişiyi şaşırtarak amacı ve sonucu kimse tarafından anlaşılamayan, AKP ve ortağı MHP’nin önderliğinde kurulan komisyona katılma kararı aldı. Bu karar, kamuoyunda ciddi tepkilere yol açtı. Nasıl mı? CHP, 2024 yerel seçimlerinde AKP’yi yendiğinden dolayı hâlen “cezasını” çekiyor. Cumhurbaşkanı adayını açıklıyor, ceza alıyor. Önemli belediyeleri seçimle kazanıyor, ceza alıyor. CHP’nin söylemiyle süreçler asla hukuki değil, siyasi. 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’na yapılan hukuksuzluktan sonra, toplumun önemli bir bölümünde AKP politikalarına karşı ciddi bir tepki oluştu. Artık CHP’ye oy verenler, CHP’li oldukları için değil, AKP’ye karşı en büyük ortak güçte birleşmek için, normalde CHP’ye hiç oy vermeyecek kişiler de oy verme kararı aldı. Bu süreçte, İmamoğlu olayından sonra iktidarın biraz geri adım atacağını düşündüm. Ama tutuklamalar ve sürecin baskısı daha da arttı. Artık “yeni CHP”, AKP’den kurtulmak isteyenlerin oy verdiği parti konumun...

İYİ PARTİ DOLDURUR MU?

Türk siyasi hayatı, Cumhuriyet kurulduğundan bu yana hiçbir zaman bu kadar merkez milli kimlikli parti boşluğuna düşmemişti. Adalet ve Kalkınma Partisi ile Cumhuriyet Halk Partisi, iki kutuplu Türk siyasetinin ana aktörleri olarak anketlerde oylarını kafa kafaya götürmektedir. Görünen o ki durum gerçekten böyle. Bir yanda kendini muhafazakârlığın temsilcisi olarak gören Adalet ve Kalkınma Partisi, diğer yanda kendini sosyal demokratların kalesi olarak tanımlayan Cumhuriyet Halk Partisi… Peki, nerede bu ülkenin merkez partisi? Parlamentoya baktığımızda bu sorunun en güçlü tek adayının İYİ Parti olduğu görülüyor. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kaybının ardından, üzerine Meral Akşener’in kurucusu olduğu partiden istifa etmesi, İYİ Parti’yi ciddi bir düşüşe sürükledi. Son yerel seçimlerde ise neredeyse tabela partisi olma yoluna girdiği, birçok otorite tarafından dile getirildi. Ancak genel başkanlığa seçilen Müsavat Dervişoğlu, partideki birçok önemli ismi tutmayı başardı. Müsavat Der...

II. İYİ PARTİ DÖNEMİ

Türk siyasi hayatı yine türbülanslardan çıkmıyor. Bir süreç bitiyor, hemen ardından başka ve çoğu zaman alakasız bir süreç başlıyor. Bugünkü yazımda, “Terörsüz Türkiye” sürecinde kurulacak komisyona katılmayacağını açıklayan İYİ Parti’den bahsetmek istiyorum. Bu sürece Zafer Partisi de karşı çıktı. Ancak Zafer Partisi parlamentoda yer almadığı için yazımı İYİ Parti üzerinden kaleme aldım. İYİ Parti, Türk siyasetine MHP’den ihraç edilen Meral Akşener ve beraberindeki partililer tarafından kuruldu. Kurulduğu dönemde şöyle bir avantajı vardı. AKP muhafazakâr sağın, CHP sosyal demokrat solun, MHP aşırı sağ ülkücülüğün, HDP ise Kürt milliyetçiliğinin temsilcisiydi. Ortada ciddi bir merkez sağ parti boşluğu bulunuyordu. Türk halkı, çok partili hayata geçtiğimiz günden bu yana merkez sağ partileri hep desteklemiştir. İYİ Parti, aşırı sağ ülkücü bir partiden kopmasına rağmen kamuoyuna merkez sağ hatta merkez parti imajını vermeyi başardı. Bu imaj, doldurduğu merkez sağ boşluğu ve CHP ile yaptı...

SİZİN YANINIZDA HAİN, BİZİM YANIMIZDA DOST

Takvim yaprakları 2022 yılının son aylarını gösteriyordu. Türkiye Cumhuriyeti, AKP döneminde, muhalefetin kazanma ihtimalinin en yüksek olduğu, belki de en ciddi seçime doğru ilerliyordu. 2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra geçen beş yıl boyunca Recep Tayyip Erdoğan, özellikle ekonomi başta olmak üzere verdiği seçim vaatlerinin tamamını yerine getirmediği gibi, mevcut durumu çok daha kötü bir noktaya getirmişti. Atom bombası etkisiyle patlayan döviz kuru, durdurulamayan enflasyon, sınır güvenliğindeki sorunlar, kontrolsüz mülteci akışı, konut ve araç fiyatlarındaki, kiralardaki akıl almaz artışlar… Tüm bunların faturası AKP'ye kesilmek üzereydi. 2023 yılına girildiğinde seçimlere sadece birkaç ay kalmıştı. AKP ise seçmeni ekonomi ya da sosyal politikalarla değil, farklı bir argümanla etkilemeye çalıştı ve yeni bir propaganda yöntemi geliştirdi. Bu defa vaatlerinden çok, Millet İttifakı’nı hedef alan bir söylemle yola çıktılar. Bu söylemin adı “CHPKK” propagandasıydı. Seçim meyda...

SOYDAŞLAR?

  Herkese merhabalar. Bugünkü yazımda, her günü tempolu geçen iç siyasetten bağımsız olarak dış siyaset üzerine yazacağım. Konumuz, Kıbrıs’ta, soydaşları tarafından “işgalci” ilan edilen Türkiye! Öncelikle Kıbrıs ile ilgili kısa bir tarihsel özet paylaşmak isterim. 2019-2020 yılları arasında Kıbrıs’ın tarihi ve günümüzdeki önemi üzerine ciddi araştırmalar yapmıştım. Bu konuda derinlemesine okumalar yapmak isteyenlere, Erol Mütercimler’in Satılık Ada Kıbrıs adlı kitabını tavsiye ederim. Kısa Tarihçe Kıbrıs, 1571 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından, Akdeniz’deki korsan saldırıları ve adanın stratejik konumu nedeniyle fethedilerek topraklarına katıldı. 1878 yılında, Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında, Rusların Akdeniz’e inmesini engellemek amacıyla Kıbrıs, 50 yıllığına Britanya İmparatorluğu’na kiralandı. I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı, Almanya’nın yanında savaşa girince Britanya, Kıbrıs’ı tek taraflı olarak ilhak etti. Osmanlı, çöküş döneminde olduğu için bu duruma tepki...

AK MODA

 Herkese merhabalar, Bugünkü yazımda gazetecileri susturmak adına zindanlar yerine elektronik kelepçeli ev hapsi uygulamasını ele alacağım. 2002 yılından bu yana, Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk kez seçim kaybedeceği gerçeğiyle hem biz hem de kendisi yüzleşti. 2002’den bu yana ağırlıklı olarak Kemal Kılıçdaroğlu ile yarıştığı için iktidarını şüphesiz ve rakipsiz bir şekilde koruyan Erdoğan, her seçime muhalefetin belirlediği adaylarla, demokratik bir ortamda, zevkle girdi. Ancak bu sefer, iki dev isim Yavaş ve İmamoğlu ile karşı karşıya gelmenin verdiği gerginlikle elindeki tüm kartları açmaya başladı. Birkaç gözaltı ve tutuklamanın ardından, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, seçim kazanma tehlikesiyle tutuklandı ve hâlâ Silivri’de esir olarak tutuluyor. Şimdi sıra, halkın doğru haber alma özgürlüğüne geldi. Bu sabah, Türkiye’nin önemli gazetecilerinden Timur Soykan ve Murat Ağırel gözaltına alındı. Haber alma ve kitleleri bilgilendirme...

EĞER OLURSA

  İnanılması güç dönemlerden geçiyoruz. İçimden yazmak bile gelmiyor ama arayı da açmak istemiyorum. Herkese merhaba. Bu yazım, Ekrem İmamoğlu’na yapılan hukuksuzluk haricinde, CHP’nin demokratik bir ortam sağlanırsa önümüzdeki günlerde ne yapması gerektiği hakkındaki düşüncelerimi içermektedir. 19 Mart sabahı çok ilginç bir güne uyandık. Çoğu kişinin tahmin ettiği ama bu kadar erken ve sert beklemediği olay gerçekleşti. Sabah 07.00’de İmamoğlu, polis ordusu eşliğinde gözaltına alındı ve bildiğiniz üzere Pazar günü tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderildi. CHP, ön seçim döneminde Mansur Yavaş’ı partiye küstürmemesinin faydasını önümüzdeki günlerde görecektir. İmamoğlu serbest bırakılsa bile diploması iptal olduğu için CHP’nin adayı büyük ihtimalle Mansur Yavaş olacaktır. Diyelim ki erken seçim oldu ve demokratik bir ortamda Mansur Yavaş, Recep Tayyip Erdoğan’ı yenerek cumhurbaşkanı seçildi. Yapılması gereken ilk iş, 2018 öncesindeki gibi Cumhuriyet’in kurucu ayarlarına döner...